KONFERANS/MAKALE-CONFERANS/ARTİCLE

Ekonomi Günlüğü

01.02.2012

Deha TV Ekonomi Günlüğü Programına katılan PAÜ İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Öz,
a. Gelir vergisi rekortmenlerine nasıl ödül veriliyorsa, gelir vergisinin tahsilat ağırlığını çeken ücretlilere de ödül verilmelidir,
b. Ücretle çalışanlar da beyanname verebilmelidir,
c. Demokrasi, halkın yönetime katılımı ise, mükellefin beyanname vererek vergileme sürecine katılması da vergilendirmede demokrasinin sağlanmasının ön koşuludur,
d. türkiye'de ve tabiyki Denizlide gayrimenkul sahasında hatrıl sayılır vergi kaçağı vardır,
e. Denizli büyükşehir olmayı haketmektedir, büyükşehir olunca, büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde tahsil edilen vergilerin %5'i Denizli'ye kalacak, ilimizin prestiji artacaktır. Fakat diğer yandan Emlak vergisi oranları %100 artacak, basit usulde vergilendirilen birçok mükellef, kira hadlerini aştıkları için gerçek usule dönüşecek ve bir daha da basit usule dönemeyeceklertir, dedi.

İnternet sitesi zorunluluğunda mahremiyetin korunması gözardı edilmemelidir

18.11.2011

Denizli Ticaret Odası Konferans Salonu'nda "Yeni Türk ticaret Kanunu'nun Getirdiği Yenilikler" adlı konferans düzenlendi. Konferansa PAÜ İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Öz, Maliye Bakanlığı Eski Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu, Eski Gelirler Başkontrolörü Muzaffer Koyuncu ve Bozok Üniversitesi Öğr. Gör. Selahattin Şendiller konuşmacı olarak katıldılar.

Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Öz, "Yeni Türk Ticaret Kanunu: Muhasebe Vergi İçin Değil midir?" konulu sunum yaptı. Yeni TTK'da her sermaye şirketine internet sitesi oluşturma zorunluluğu getirilmesi konusunda önemli açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Öz, ticari ve mali bilgilerin mahremiyetinin korunmasının gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Öz, "Bu yeni düzenleme ile kamunun aydınlatılması amaçlanmıştır. Bu sayede kişiler, internet sitelerine girerek şirketlerle ilgili bilgi, belge, rapor, tablo ve çağrılara kolaylıkla ulaşabileceklerdir. İnternet sitesinde bulundurmakla yükümlü olduğu belgeleri bulundurmayan ya da yanlış bilgiler veren şirket hakkında kanuna aykırılığın ve Yönetim Kurulunun görevini yerine getirmemesinin bütün cezai ve hukukî sonuçları doğacaktır.

Ticari sır kavramı, sadece üretim sırlarıyla sınırlandırılmaktadır. Fakat bu noktada, ticari ve mali bilgilerin mahremiyetinin korunması da gözardı edilmemelidir" diye konuştu. Muhasebenin Vergi Usul Kanununa ve vergi mevzuatına göre tutulamayacağını ifade eden Doç. Dr. Ersan Öz, "Muhasebe vergi için tutulmaz. Vergi verilerini ve sonuçlarını bu suretle tutulan muhasebeye dayandırır. Amaçlanan her ne kadar bu ise de: vergiyi muhasebeden, muhasebeyi de vergiden ayrı düşünmek çok güçtür" dedi.

Açları Doyuracak Proje

31.08.2011

Son yılların en ağır kuraklığını yaşayan ve nüfusunun üçte biri açlık sınırının altında olan, her gün onlarca çocuğun öldüğü Somali için Türkiye'deki vatandaşlar imkanları ölçüsünde yardım etmeye çalışırken devlet de kalıcı projeler geliştiriyor.

Ekonomistler ise Somali'de devlet imkanlarıyla ve bütçeye yük getirmeden uygulanabilecek projeler önermeye başladı. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Öz, hem Somali'deki açlara yardım edecek hem de ülke ekonomisini canlandıracak bir proje geliştirdi. Doç. Dr. Ersan Öz'e göre devlet, Somali'ye yardımlarda kullanılacak parayı, uzun vadeli TL veya döviz cinsinden, faizi piyasa şartlarına uyumlu tahvil ihalesi yapıp satarak kaynak elde edebilir. Döviz cinsinden tahvillerin bir kısmının Merkez Bankası tarafından alınması sağlanarak, döviz rezervleri de harekete geçirilmiş olur.

Buralardan elde edilecek kaynaklarla Somali gibi ülkelerin ihtiyaçlarına göre üretim yapan, özellikle kalkınmada öncelikli yörelerde faaliyet gösteren fabrikalardan ihaleyle alım yapılabilir. Oralarda fabrika yoksa üretimin olduğu diğer bölgelerden alınır veya ekonomik krizden etkilenmiş firmalar da ihalelere dâhil edilebilir. Ersan Öz, "Örneğin Konya'dan buğday, Giresun'dan fındık, Denizli'den tekstil ürünleri, bir başka ilden çadır malzemeleri, Antalya'dan domates, Malatya'dan kayısı, Uşak'tan battaniye, İstanbul başka bir ürün; yani bütün ihtiyaçlar Türkiye içinden karşılanmalıdır.

Bu alımların, devletin desteklediği kalkınmada öncelikli yörelerden veya kooperatiflerden yapılmasıyla yüzde 15 oranında pozitif ayrımcılık da sağlanabilir." tespitinde bulundu. Yaklaşık 1 milyar dolarlık böyle bir proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'deki üretim arttırıldığı gibi istihdama da katkı sağlanacağını vurgulayan Doç. Dr. Öz, "Ülkemizin içinde ekonomik hareketliliği arttırdığımız gibi para da transfer harcamasına dönüşmez, yani boşa gitmez. Üretim yapan yerler yardım maksatlı olacağı için düşük kârlarla çalışacağından 1 milyar dolarlık yardım, belki birkaç katına da çıkabilir." şeklinde konuştu.

Öz, devletin bu şekilde kamu harcaması yapması halinde çarpan etkisine yol açarak, ekonomide pozitif dışsallıklar sağladığı gibi bütçesine de yük olmadan Somali ve benzeri ülkelere de yardım edeceğini söyledi. Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Necdet Özer de kardeş ülke Somali için yapılacak her türlü projeye destek olduklarını söyledi. Özer, "Önerilen projenin, uygulanabilir ve çok faydalı olduğunu görüyorum. 1 milyar dolarlık yardımın, bugün Somali'deki insanları gözle görülür şekilde rahatlatacağına inanıyorum.

Yardım malzemelerinin ülkemizdeki üretim çarkına dahil edilmesi ve para sirkülasyonu, reel sektörü de canlandırır. Kaybedeceğimiz hiçbir şey olmayacağı gibi çok şey de kazandırır. Örneğin bir çadır malzemesini, kadirşinas halkımız çok az bir kârla üretecek ve beklenenden daha fazla katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. Somali için yapılan her yardımı bir insan kurtarma operasyonuna benzeten DTO Başkanı Özer, "Batılı devletler, bir fok balığı için seferber olurken yıllarca sömürdükleri Afrika için kılını kıpırdatmıyor. Onların yapmaması, bizim de bir şey yapmayacağız anlamına gelmez. Bugün Afrika'ya yardım etmek, hem dinî hem de tarihî bir görevdir. Orada ölen her çocukta, imkanı olan devletlerin yardım etmemesinin sorumluluğu bulunuyor." diye konuştu.

Büyük Şehir hem kazanç hem yük getirir.

31.08.2011

"Denizli'nin büyükşehir olmasına ilişkin görüşler, kamuoyunda geniş yankı bulurken, konuyu bir uzman ve bilim adamı gözüyle, PAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ersan Öz ele aldı.

İl belediyelerinin büyükşehir statüsüne dönüşmesi ile gelirlerinde artış olmakla birlikte, burada yaşayan mükelleflerin vergilendirilmesine ilişkin değişikliklerin de ortaya çıktığını belirten Öz, "Bu illerde gayrimenkulü bulunan mükelleflerin ödeyecekleri emlak vergisi oranları artmakta, basit usulde vergilendirilen bazı mükellefler bu haklarını kaybetmekte ve gerçek usulde geçmek zorunda kalmaktadırlar. Öteden beri basit usulde vergilendirilen bazı mükelleflerin, bu usulden faydalanmak için aşmamaları gereken hadler yükselmektedir. Görüldüğü üzere, Denizli de dahil tüm büyükşehir adayı illerin, büyükşehir olduklarında karşılaşacağı ek mali yükümlülükler olduğu gibi, büyükşehir statüsünün kazandıracağı ek mali kazançlar da bulunmaktadır" dedi.

Normal il belediyelerinin büyükşehire dönüşmesi ile birlikte, bu illerde yaşamakta olan kişilerin vergisel yükümlülüklerinde ve kurulacak olan belediyelerin gelirlerinde, dönüşümden önceki duruma göre bazı avantaj ve dezavantajların ortaya çıktığını belirten Öz, "Bazı mükelleflerin ödeyecekleri vergiler ve yükümlülükleri artmakta iken, belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı paylar ise artmaktadır" dedi.

PAÜ İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Öz, büyükşehir belediyesi bulunmayan illerde, basit usule tabi olabilmek için yıllık iş yeri kira bedeli toplamının 3 bin 200 TL'yi aşmaması gerekirken, büyükşehir belediyesi bulunan illerde bu tutarın 4 bin 600 TL'yi aşmaması gerektiğini söyledi. Öz, "Bu durum büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilk defa mükellef olacak olan kişiler için avantaj sağlamaktadır. Ancak öteden beri gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, faaliyette bulundukları ilin büyükşehir olması durumunda, işyeri kira bedeli büyükşehir belediyeleri için belirlenen tutarın altında kalsa bile basit usule dönemezler.

Çünkü Gelir Vergisi Kanunu'nun 46. maddesinde; 'Herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, bir daha hiç bir şekilde basit usule dönemezler" hükmü bulunmaktadır" dedi. Maliye Bakanlığı'nın, 2011 yılı için geçerli olacak milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi şeyler için alım satım hadlerini belirlediğini ifade eden Öz, "Buna göre bu maddelerin ticaretini yapanlar, 2011 takvim yılında da basit usulden yararlanabilmeleri için; alış, satış ve hasılatlarında, 31 Aralık 2010 tarihi itibariyle belirlenen hadleri aşmaması gerekir" dedi.

Basit usulden faydalanacak mükellefler için yıllık hadleri, büyükşehir belediye sınırları içinde ve dışında kalan yerler olmak üzere ikiye ayıran ve bunları karşılaştıran Öz, konuyu örneklerle açıkladı. Örneğin; değerli kağıt alım satımı yapan ve basit usulden faydalanan mükellefler için büyükşehir sınırları dışında yer alıyorlarsa, yıllık alım haddi 100 bin TL, büyükşehir sınırı içinde kalıyorlarsa yıllık 140 bin TL. Bu örnek, şeker çay, milli piyango bileti, hemen kazan, süper toto, içki, ispirto, sigara, tütün ve akaryakıt için de geçerli. Öz, "Maliye Bakanlığı'nca belirlenen alım-satım hadlerinin, büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde faaliyet gösteren mükellefler için daha yüksek belirlendiği görülmektedir.

Bu durum büyükşehir belediye sınırları içinde kalan yerlerde faaliyet gösteren ve bu maddelerin ticaretini yapan basit usul mükellefler için bir avantaj oluşturmaktadır" dedi. Öz, "95/6430 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince, normal il belediye sınırları içerisinde, diğer şartları taşımaları kaydı ile basit usulden faydalanmakta olan bazı mükellefler, sınırları içerisinde faaliyet gösterdikleri il belediyesinin, büyükşehir belediyesine dönüşmesi ile birlikte basit usulden faydalanma haklarını kaybedecekler ve ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Yine belirtilen işleri yapmak amacıyla ilk defa mükellefiyet tesis ettirecek olan mükellefler de basit usulden faydalanamayacaklar ve gerçek usulde vergilendirileceklerdir. Büyükşehir belediyesine dönüştürülecek il belediyesi sınırları içerisinde, 95/6430 sayılı Bakanlar Kurul kararında belirtilen faaliyetlerde (Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar, her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar, inşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar, motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar, eğlence ve istirahat yerlerini işletenler) bulunan mükellefler açışından, il belediyesinin büyükşehire dönüşmesi dezavantaj oluşturmaktadır" dedi.

1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girecek Yeni Türk Ticaret Kanunu'na ilişkin konuları değerlendirdi.

31.12.2011

Ahi Sinan Pansiyonu Toplantı Salonu'nda gerçekleşen konferansa Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Anabilimdalı Başkanı Doç. Dr. Ersan Öz ile İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Vergi Teftiş Kurulu'ndan Vergi Müfettişi Kemal Akmaz konuşmacı olarak katıldı.

Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerin dinleyici olarak yer aldığı seminerde "Muhasebe ve vergi uygulamalarında dönem sonu işlemleri ve özellik arzeden husular" konulu sunumlar gerçekleştirildi. İlk olarak söz alan Doç. Dr. Ersan ÖZ, güncel vergi mevzuatına ve 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girecek Yeni Türk Ticaret Kanunu'na ilişkin konuları eleştirel tarzda yorumlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Katılımcılara önemli teorik ve pratik bilgilerin verildiği seminerde konuşan Kemal Akmaz ise, Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda önemli olan tarihleri ayrıntılı bir şekilde anlattı. Seminerde ayrıca kasa, banka hesapları ve menkul kıymetlerin değerlemeleri, alacak-borçların değerlemesi ve reeskont uygulamaları, geçici aktif ve pasif hesapların değerlemesi, vergi mevzuatında dönemsellik esasları, sabit kıymetlerin değerlemesi ve amortisman, stokların değerlemesi, kanunen kabul edilmeyen giderler, bağış ve yardımlar, özkaynak hareketleri, istisna kazançlar, kontrol edilen yabancı kurum kazancı, örtülü sermaye uygulamaları ve transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı ana başlıkları altında sunumlar yapılarak bilgiler verildi.